26 February 2008

o.j.a.z.

Onda bana ait kelimeler var, cümleleri benimkiler gibi. O cümlelerin ardından bana tanıdıklığını hissettiren düşünceleri var zihnini kaplayan. Yüreğinin içinde gizlediği hisler var, içinde deli fırtınalar kopuyor; çok yakınındakilerden bile sakındığı belki de. Tuhaf biri; hem egosu yüksek hem de kendini acımasızca eleştiren, yapmak istediklerinden vazgeçmeyen, inatçı ve cesaretli, uçlarda, kendine özgü, kimselere benzemeyen, benzemeye de çalışmayan bir adam. Kafası değişik çalışıyor. Tedirgin birşeylerden sanki, kendiyle, hayatla, yaşadıklarıyla, tanık olduklarıyla meselesi var. Dert ettiği, uğraştığı, boğuştuğu şeyleri -"gerçeklik , farkında olmak-fark etmek , tesadüfler , müdahale edemediğimiz bir büyük yaşam kurgusu , iletişim-iletişimsizlik , şiddet , ölüm "ölmek-ölememek" , acı , arada "Araf'ta" kalmak , çatışma , boşluk , zaman , yalnızlık, ....."- yazmaya, anlatmaya çalışıyor kendi aynasından yansıdığınca ve elbette kendi ifade biçimleriyle : Gerçeküstü-kurgu dünyalar, labirent-grift ilişkiler, bitmez tükenmez sorgulamalar, soru işaretleri, kavram ve kelime oyunları, semboller-işaretler ve en çok ironiyle...

Gerçek anlamda tanışmadım, bir kez olsun görmedim, konuşmadım. Ama öyle tanıdık geliyor ki bana, öyle bildik ve yakın ki! Yok sayamıyorum; yaşamımda kendine edindiği yeri yok sayamıyorum.
Karşı karşıya gelmek gerçekten mümkün olur mu bir gün, bilmiyorum. Sadece, yaşamın içinde bir araya gelen "tesadüfler"e inanıyorum ben ve çok çok istiyorum onun bir anda, bir yerden hayatıma girmesini. Bazen küçük, sonuçsuz adımlar atıyorum ama aslında bekliyorum; hızlı adımlarla yürüdüğüm bir sokağın köşesini döneyim bir akşam ve işte tam o sırada o da orada olsun.

1 comment:

Muammaa said...

Sanirim son paragraf aslinda herşeyi anlatiyor..."sokağın köşesini döneyim bir akşam ve işte tam o sırada o da orada olsun." daha ne olabilir ki...