15 June 2006

huzur mu hüzün mü?...

"size huzur getiren bir fotoğraf karesi getirin gözünüzün önüne" dedi bir arkadaşım..
gözümün önünde aynı mekanda, birlikteliği mümkün olamayacak zaman dilimleri ve detaylara ait görüntüler canlandı..
gece karanlığı..
dolunay..
yıldız kayması..
sabahın erken saatleri..
şarap..
güneş..
kitap..
yazı yazmak..
mum..
sahil..

birleştirmek yerine iki ayrı fotoğrafa baktım zihnimde..

assos'a benzeyen -küçük taş binalar, binaların hemen ardından başlayan dağlar, denize iskelelerin kurulmuş olduğu bir kıyı- bir sahilde.. taş binaların hepsi değilse de biri mutlaka otel; orda kalıyorum..


ilk fotoğrafım sabahın erken saatlerine ait.. güneş henüz doğmuş; daha dağların ardından yükselip yüzünü göstermemiş ama ışıkları göğe vuruyor... sahildeki iskelelerden birindeyim.. birkaç şezlong ve kocaman minderler var etrafta.. minderler rengarenk; turuncu, mor, pembe, yeşil, mavi, sarı.. ama en çok turuncu!.. :) ben şezlonglardan birine serdiğim turuncu havlumun üzerine uzanmışım.. önümde uzanan denizi seyrediyorum.. usul usul bir dalga var suda, sesi ruhumu dinlendiren.... başka da hiçbir ses yok etrafta.. uzaklara bakıyorum..
etrafta kimse yok; sakin, sessiz sabahta, benimle birlikte denizi selamlayan deniz fenerinden başka... arada bir elimdeki kitaba kayıyor gözlerim, birkaç cümle okuyorum; Kıyılara Kaçan Kadınlar'dan...

ikinci fotoğraf yine aynı sahile ait.. bu kez gece.. etraf tamamen karanlık.. gökte dolunay var, ışıltısı deniz yüzeyinde... bir de, "küçük ışıklar çok uzaktan da görünür" diye bir şarkıyı hatırlatırcasına yıldızlar... otelde, odamın balkonunda oturuyorum.. hafif bir rüzgar esiyor, balkon kapısındaki tülü dansettiriyor gecede.. başımı balkonun duvarına dayamış, bembeyaz ışığıyla karanlıklarda yol açan deniz fenerini seyrediyorum.. arada bir göğe dönüyor gözlerim.. bir yıldız kayıyor.. bi dilek geçiyor yüreğimin derininden.. artık eskisi kadar emin olmasam da yürekten dilenenlerin bir gün mutlaka gerçek olacağına, içimi ısıtıyor dileğimi düşünmek.. masada iki defter var; turuncu ve yeşil.. turuncu defterin sonuna gelmişim çoktan ama yanımda olsun istiyorum hep.. yeşil defter açık, arada bir birkaç cümle yazıyorum.. cam kasenin içindeki suda yüzen mumlarımın ışığı gölgelendiriyor defterin sayfasını.. gölgelerin arasında kelimeler gizleniyor..

RÜYA MIYDI?..

Karanlık… Sokaktaki tek ışık, pencerenin kenarındaki mumun alevi… Çok az ses var, bu saatte herkes uyuyor muhtemelen. Yaprakların hışırtısı duyuluyor hafiften. Arka sokaktan geçen adamın ayak sesleri bir de…. Bulutlara bakıyorum. Koyu gökyüzünde gri birer sis tabakası gibi gözüküyorlar.

Keşke burda yalnız olmasaydım!.. Keşke bu gecenin güzelliğini paylaşacak biri olsaydı yanımda.. Dolunay zamanı gelse bir an önce.. Dolunayı izlemek istiyorum! Dolunaya bakıp dilek tutmak…. Gece sahilde oturup, dolunayın denize düşen görüntüsünü izlemek…. Kumlara uzanıp yıldızları saymak…. Sayamadıklarımın kayması…. Onları yakalayıp dilek tutmak…. Gecenin sessizliğini biriyle paylaşmak…. Onunla birbirimizin gözlerine bakıp, aynı şeyi düşünmek…. Dalga seslerinin geceyi bölmesi…. Dolunayın batışını izlemek…. Yakamozlara uzanmak…. Gecenin içinde denize girmek…. Sonra yine kumlara uzanmak…. Yıldızlarla bezenmiş yorganı üstümüze çekip uykuya dalmak…. Rüyalarımızı paylaşmak…. Gün doğumunda uyanmak…. Günün ilk ışıklarını birlikte selamlamak…. Günün her anında el ele, yan yana olmak…. Onu sevmek….. Onun beni sevmesi….. Gözlerine baktığımda o pırıltının içinde kendimi görmek…. Bana olan aşkını hissetmek…. Benim gözlerimden onun yansıması…. Yüreklerimizin birlikte atması….. Her an onu yanımda hissetmem…. Tüm papatyaların arasından onu seçmem…. Her gün yeni bir farklılık katmak “biz”e…. Her gün yeni bir heyecanı paylaşmak…. Güneşin yaydığı mutluluğu yaşamak birlikte….


….


Kapının çalınışıyla irkildi genç kadın. Hayalleri dağılıverdi.. Söylene söylene kalktı uzaklara bakan penceresinin önünden.
Ne zamandır bu hayalin içindeydi acaba?..
Bilmiyordu kadın..
Kapıyı açtığında kimseyi bulamadı karşısında. Tam kapıyı kapatacakken yerdeki zarfı gördü. Eğilip zarfı aldı, açtı..

Birkaç kuru papatya vardı içinde.. Bir de mavi bir kağıda yazılmış bir cümle….

“Rüyanı paylaşmak istiyorum!…”


27 haziran 2001