22 December 2020

Gecenin kısalıp, günün uzamaya başladığı zamanda yazıyorum yeni yılın getireceklerine dair dilediklerimi.

2021'den ne dilediğimi tek kelimeyle anlatmam istendi geçenlerde ve "Bliss" dedim ben de.. Tıpkı dört yıl önce İskandinavya yolculuğumun ilk gününde, Helsinki-Turku arasında o ilk trendeyken dışarı baktığımda gördüğüm ve o yolculukta karşıma çıkacak diye hayal ettiğim her şeyi bir araya toplayıp, hepsinin adına "Kuzey/North" dediğim gibi... 

Bliss ne mi demek?

Büyük mutluluk demek, havalara uçmak demek. 

Yani...

🪔🎋umut etmek, vazgeçmemek. 

🧬🩺dışarda olmak. sağlık. yeniden sarılabilmek. 

💟☮️ barış. "sometimes when you loose, you win" cümlesini içimde bir yere umut diye saklasam da onu geride bırakıp, artık saklanmaktan vazgeçmek💌, aydınlığa çıkmak. bir karşılığı yoksa da artık gerçekten uzak durmak, durabilmek, yüzümü ileriye dönmek. 🌻

💙👩‍❤️‍👨 aşk. tutku. heyecan. dokunmak. sevmek. sevişmek. öpmek. öpüşmek.

🐢🌖koşmadan, adım adım ilerlemek ve keyfini çıkarmak tüm anların. 

🎉🥂eğlence. ufacık minicik haberler, kararlar için kutlama yapmak. 

⚛️⏰ailem, babam, dayım, yengem, amcam, asuş teyzoşum. kardeş saydıklarım, kuzenlerim. birlikte geçirilecek anların kıymetini bilmek. vakit ayırmak. aidiyet. 

🐶🐾Parfe... onun sağlığı, rahatı, mutlu olması, benimle olması...

🧚🏾‍♀️🥺dostluklar, arkadaşlıklar. hayatımdaki varlıkları, elimi tutmaları, yanımda olmaları. paylaşmak hayatı, sırları, güçlü anları hem de zayıflıkları. saklanmamak o en kıymetli olanlardan. birliktelik. yakınlık. huzur. 

🏔🎯başarmak. o merdivenlerden sağlam adımlarla çıkmak, kendi yolumu çizmek. 

✨🌌yıldız seyretmek. bir yıldızın kayması.💫 yakalayıp, dilek tutmak. "Madem ki yıldızlara sahip olmak benden önce kimsenin aklına gelmedi, yıldızlar benimdir." 

🌊💦deniz. yanında, kıyısında, altında, üstünde ama hep denizde olmak. su sesini dinlemek. 

🧜🏽‍♀️🤿dalmak. mavilikte nefes alıp vermek, derin sessizlik. bir orfozla ya da lagosla oynamak. deniz yıldızlarını saymak. 

🏕🌅bir kamp alanında gün doğumuna uyanmak. denizin üstünden turuncular içinde günü batırmak.
doğaya yaklaşmak. yeşiller içinde yürümek. ağaçlara sarılmak. günebakan çiçekleri. sümbül kokusu. nergis. 

🎍🍃bir orkideyi yetiştirmek yeniden. bir beyaz gül saflığında inceliklerle karşılaşmak. 

🏊🏽‍♀️🚲harekete geçmek. yüzmek yeniden hatta... ve belki bisiklete binmek. 

☕🔆kahve kokusuyla günün ayması. 

🍷🍸rakı sofralarında buluşmak. yakut renkli kadehleri dileklere kaldırmak.🪄 canlı müziklere tekilayla eşlik etmek.

📸🎞bir karenin ardından bakıp, gördüğünü saklamak. deklanşöre basmak. anı değil belki ama "an" biriktirmek... 📝başkalarının karelerine hikayeler yazmak. 

📚📖okumak, okuduklarını hissetmek. paylaşmak hatta cümleleri, mısraları. 

📽🎭izlemek, beyaz camın ardından veya sahnenin üstünden.

💃🏻🎶dans etmek. tango ritminde kaybolmak -belki yeniden bir ihtimal-. 

💰💎para kazanmak hakkıyla... ve bereketiyle gelmesi o paranın hayatıma.

🏡🌈evimle ilgilenmek. renklerle oynamak, denemek, yeniden birşey bulmak. 

🗺🛤yolculuğa çıkmak; belki fiziken, belki ruhen, belki ikisi birlikte. 

☯️🌀dengemi bulmak ve dengede kalmak.

🍀🐳dilediğim, taa derinden hissederek içimden geçirdiklerimin gerçek olması... o anahtarların o kilitleri açması...🗝

❄️🎈bir kar kristali saflığı... bir çocuğun gülümsemesi...

🦅🕊bir kartalın kanat çırpışı, göğe yükselişi.. bir güvercinin zeytin dalı... 


Hepsi, hepsi birlikte "Bliss" demek. Ve "Bliss" bu yıl benim için bir kalp💙🧡💛, bir yıldız✨, bir kaplumbağa🐢, bir yeşil yaprak🌿, bir günebakan çiçeği🌻, bir döngü🌀, bir su damlası💦, bir deniz dalgası🌊 demek... 

2021...

haydi gel, hoş gel, huzurla gel.. "Bliss"le gel...      

14 November 2020

Denizde ve yıldızlar altında huzuru bulan,
düşünmekten ve kendinden kaçmayan, 
kendine acımayan, 
çaresiz olmaya inanmayan,
seyahati, keşfetmeyi seven,
yürüyüş yapan,
müziğe, dans etmeye bayılan,
konuşmayı seven ama kendini de çok anlatmayan, 
setleri olan, yakın olmak isteyen ama çoğu zaman o setleri kaldıramayan, 
kahve delisi,
içki içmeyi seven,
bazen kendini kaybeden ama çokça da kontrolü elinde tutan, 
dalış yapan, sualtına, o mavi derinliğe aşık,
aşka inanan, 70'lerin romantizminde yaşamayı seçen, 
samimiyeti ve güveni önemseyen, 
yıldızlara bakıp mutlu olan, 
rüzgarda saçlarını dağıtan, 
bisiklete binmeye özenen, 
fotoğraf çekmeyi öğrenen,
yazmadan, okumadan yaşamak istemeyen, 
"an"ı yaşayan, o bulunduğu andan keyif almayı bilen, 
hissettiğinin, gördüğünün, kokladığının, duyduğunun, dokunduğunun farkında olan,  
tat almayı seven, 
pişirmeyi, denemeyi özleyen, 
geride bıraktıklarını unutmayan, 
ama hayatı da geçmişte yaşamayan, 
köpek sevdiğini keşfeden, 
göğe, yıldızlara, güneşe, güne, denize, yağmura, rüzgara aşık,
doğayı seven ama doğada kalamayan, 
korktuklarından kaçmayan, mümkünse üstüne giden,
aynadaki aksinden hayal kırıklığına uğramayan, 
hayatta en çok kendine güvenen, 
kendi gibi olan,
hissettiğini gizlemeyen, 
hayata, aşka, sevgiye, samimiyete, birlikteliklere saygı duyan, 
neşeli,
eğlenceli,
gülen, gülümseyen,
sarılan, 
dinleyen, 
affeden,
durmaktan yorulan, tempoyu seven,
kadın olduğunun farkında olan,
adını "su"yla ilişkilendirmekten haz alan, 
yalnız olmak istemeyen ama yalnız olmaktan da korkmayan,
"somebody in the world" bir kadınsın sen! 

Bugün bu 40'a adım attığın doğumgününde hatırlaman gereken sadece bu!
Başka birşey değil..

Pınar, Gianicolo, Azul Genova, Tesoro, Nefertari..
hangisini tercih edersen!

06 May 2020

Kelimeden Yazıya: Şükür - Ateş - Sıkı - Kapı - Sonuç / Danış(mak)

 

Elindeki silah ateş aldığında kardeşine bakıyordu. Anlayamadı, çıkan sağır edici sesle, küçük kardeşinin yere yığılması arasındaki bağlantıyı. Yere baktı, ayağının altındaki zeminin koyu kırmızı sıvıya boyanmasını seyretti. Ama zihni algılayamadı olanları.

Kapının ardında, sandığın önüne çömelmişti elinde babasının silahıyla. Annesi çarşıdan dönmeden biraz bakıp, yerine geri koyacaktı. Kardeşi uyuyordu, kapıyı da sıkı sıkı kapatmıştı. Kimse görmeyecekti, kimse annesine söylemeyecekti, kimse kızmayacaktı.

Beklemiyordu kardeşinin uyanmasını. Uyansa da ses çıkarmadan kalkmasını... Kalksa da mutfağa ya da bahçeye değil, annesiyle babasının odasına gelmesini... Gelse de kapıyı o kadar sessizce ve aniden açmasını...

Korkmuştu birden. Ne yaptığını anlayamadan patlamıştı elindeki tabanca. Elinden düşmüştü aynı anda da. Kulaklarını kapatıvermişti ilk refleksle. Gözlerini de sımsıkı yummuştu.

Sonra sessizlik, ses dinmişti. Sonra aydınlık, gözlerini açmıştı. Sonra kırmızı, kardeşi yerdeydi.

Uyandı!

Doğruldu yerinde. Yıllar boyunca zihninden hiç gitmeyen o görüntü, bütün gerçekliğiyle girmişti yine gecesine.

Başucundaki sürahiye uzandı. Bir bardak su doldurdu kendisine. İçti. Sonra kalktı. Banyoya gitti. Yüzünü yıkadı soğuk suyla.

Bunların gerçekten bir rüya olması ihtimalini düşündü. Olmadığının farkında olarak ve belki milyonuncu defa yeniden kabullenerek baktı aynadaki aksine. Gecenin karanlığında evindeki uzun koridoru geçip, küçük odaya girdi. Köşedeki cılız ışığı yaktı. Kardeşinden kalan eşyaları koyduğu köşede yere çöktü. Yerde duran koyu kırmızı kutudan -o günden sonra kullandığı tek kırmızı eşya olan kutudan- fotoğrafları çıkardı. Gün ağarana dek, orda oturup elindeki bir avuç fotoğrafa tekrar tekrar baktı, bir boyama defterinin sayfalarını çevirdi, bir oyuncak ayıcığa sarıldı.

Küçüktü. Çocuktu. Kazaydı. Sonuçta sadece merak etmişti ve sadece korkmuştu. Ne olduğunu anlayamamıştı. Öyle dediler zaten. Kaza diye geçti kayıtlara. Annesi bir yandan kahroldu, bir yandan şükretti iki çocuğunun birini toprağa verirken, diğerini de taş duvarlar ardına koymadığı için. Babası sustu. Birşey söylemedi açıkça ama bir daha da öyle gülen gözleriyle bakıp, şefkatle sarılamadı kendisine.

Büyüdü. Okulda arkadaşları, mahallede esnaf, komşular, herkes uzaktı kendisinden yıllar boyunca. Hep ardından kardeşinin isminin anıldığını duydu fısıltılar içinde. Kendisini bir daha hiç affedemedi ama bunu başkalarının yüzlerinde görmeye de dayanamadı. Çalıştı, sadece çalıştı. En yüksek notları aldı, en güzel ödevleri verdi. O bir tek saniyede hayatını değiştiren an gözlerinin önüne gelmesin diye ne kadar çok şeyle uğraşması gerekiyorsa hepsiyle uğraştı.

Üniversite sınavına girdiğinde hiç bir amacı yoktu. Sadece gitmek istiyordu. Başka bir şehre... Başka insanlara... Başka bir hayata...

Gitti de... Kardeşinden kalan birkaç eşyayı aldı sadece. Ardına bakmadı. Bir daha hiç dönmedi. Bir daha o mahalleden kimseyle konuşmadı.

Aslında bir daha -o kutunun başındaki anlarda kardeşiyle konuştuğundan başka- kimseyle konuşmadı.

28 April 2020

Kelimeden Yazıya: Dünya - Renk - Toprak - Rakı - Vahşi - Anne - Güven(mek)

Bir rakı masası sohbetiydi içinde olduğu. Edebiyatla başlamıştı, siyasete kaymıştı konu her zamanki gibi. Oradan da güncel haberlere...

Bir kadının haberi vardı gazetelerde üç gündür. Ölmüştü. Öldürülmüştü daha doğrusu. Haber aslında aylar öncesine aitti. Üniversiteli bir kız gece evine dönerken, görmüştü oturduğu sitedeki çöp kutularının etrafının polis şeritleriyle çevrildiğini. Sonraki gün alt kattaki komşudan öğrenmişti, bir genç kadının parçalanmış bedeni bulunmuş çöpte. Sonraki gün de haberlere çıkmıştı zaten tüm detaylarıyla. Soruşturma açılmış, polis hemen zanlıyı (zanlıları) araştırmaya başlamıştı.

Neden, nasıl diye anlam verememişti üniversiteli kız. Nasıl bir düşünce, bir duygu böylesine bir vahşetle sonuçlanabilirdi ki? 

O kızın yerine düşündü rakı masasındaki kadın. Herkes birşey söylüyordu, herkes öldürülen kadının yanındaydı, herkes bu duruma isyan ediyordu. Elbette isyan edilmeli, elbette karşı çıkılmalıydı. Ama bir yandan kendini en çok güvende hissettiği yer olan evinin önünde böyle bir tabloyla karşılaşan üniversiteli kız vardı aklının bir köşesinde. Acaba ne hissediyordu? Mutlaka nasıl bir dünyada yaşadığını sorguluyordu. Hepimiz gibi... Ama daha özel birşeyler var mıydı? O kadını tanıyor muydu mesela? Tanıyorsa, ertesi gün haberi gazetelere düştüğünde ismini görüp, aslında önceki gece gördüklerinin belki de bir arkadaşının başına gelmiş olduğunu anlamışsa? Belki otopsi işlemleri tamamlanıp, naaşı ailesine teslim edildikten sonra o arkadaşının cenazesine katılmış, annesine sarılıp baş sağlığı dilemiş ve artık cansız olan bedenin toprağa verilmesine de tanık olmuşsa?

Nasıl ardında bırakabilecekti bu psikolojiyi? Nasıl zihninden, kalbinden temizleyecekti?

Kendini koydu yerine rakı masasında oturan kadın.

Çocukluk anıları, gençliği, üniversite yılları... 20 yıl öncesindeki kendisini düşündü.

Bugünkü yetişkin halinde bile sadece haberini okumak içinde birşeyleri kırmıştı. Ya 20 yıl öncesindeki hali nasıl karşılardı bunu?

İçinde bir şey sızladı.

O an cam sesiyle irkildi. Etrafına döndü. Kadehlerin kaldırıldığını farketti. Konu çoktan değişmiş, müziğe dönmüştü.  

O masada birlikte oturduğu, kadeh kaldırdığı kişilerin yüzlerinde gezdirdi gözlerini. Her birini bir renkle ilişkilendirdi. İçindeki sızıyla ilk siyaha baktı. Sonra morla devam etti. Kırmızıya geçti, sarıda biraz fazla kaldı. Yeşile uzandı, mavide gülümsedi. Düşündü. Gökkuşağı gibiydi masa. Benzerlikleri, farklılıkları, aşırılıklarıyla hatta, her biri bir diğerinden ayrışıyordu. Kim nereden gelmişti? Hassasiyetleri nelerdi? Hayattaki amaçları, beklentileri, umutları nelerdi?

Bugün bu kadar derine inmek istemediğine karar verdi. 

Bir yudum daha aldı elindeki kadehten. Bir yudum peynir attı ağzına. Konuşmaya katıldı. 


24 Nisan 2020