10 June 2007

18 ay..

N’olur yüzüme eskisi gibi bakar mısın?
Küllenmiş közlerimden bir ateş yakar mısın?
Dünya işte bu kadar küçük
Bak yine karşılaştık
Sanki her şey aynı
Onca yıldan sonra
Öyle yalnızım ki ellerimden tutar mısın?
Benim için kilitli yüreğini biraz açar mısın?
Raslantı mı desem?
Yoksa hiçbir şey mi demesem?
Sözler bazen bozar
Onca yıldan sonra
İşte gülümsedin yine
Düğümler çözülür
Sen istemesen bile
Küçük ışıklar çok uzaktan da görünür
O nasıl bir ‘ilk gün’dü hatırlar mısın?
Yitirdiklerimizi ara sıra arar mısın?
Raslantı mı desem?
Yoksa hiçbir şey mi demesem?
Sözler bazen bozar
Onca yıldan sonra
Yepyeni planlarım var, yapar mısın?
Sana çok özel bir şey sorsam kızar mısın?
Dünya işte bu kadar küçük
Bak yine karşılaştık
Sanki her şey aynı
Onca yıldan sonra
İşte gülümsedin yine
Düğümler çözülür
Sen istemesen bile
Küçük ışıklar çok uzaktan da görünür


bu şarkının yanına yazılanları hatırladım.. hayat benimsenen şeylerdeki eksikleri tamamlıyor galiba.. ilk cümlenin dışındaki herşeyin bizi anlattığını hissedip, şarkıyı öyle çok benimsemiştik ki biz..
"N’olur yüzüme eskisi gibi bakar mısın?"ın yanına "bu bizi anlatmıyor" diye yazmıştın.. bak, şimdi anlatıyor.. rastlantı yalanı her kelimesiyle, her notasıyla içime işliyor, içimde tuttuğum hisleri dışarı taşırıyor..

bugün 10 haziran..
18 ay geçmiş aramıza görünmez duvarlar örülen o günün üstünden.. seni elinde, bambaşka hayaller içinde hazırladığım, üzerinde deniz feneri resmi ve hep sana söylensin istediğin ve benim gerçekten "sana" söylediğim o şarkının sözlerini taşıyan kutuyla kadıköy'de bırakıp, içimde tarifi imkansız bir sızıyla uzaklaştığım o 10 aralık gününün sonrasındaki bu son 18 ayda kendime yabancılaştım ben.. göremediğim bi duvarın arkasında bıraktım seni ve kendimden uzaklaştım..
zaman ne çabuk ilerliyor.. ve ne zor aynı zamanda..