Dedi ki;
"ben bu kongreyi, burda İzmir'de yapmak, istediğim şekilde, hep hatırlanacak, unutulmaz bir kongre olarak gerçekleştirmek istiyorum. Bu seneden sonra bu kongre belki 20 sene sonra tekrar gelir Türkiye'ye, oda da benim ömrüm vefa eder mi, bilinmez ..."
Bu cümleden sonra ayrıldık yanından..en kısa zamanda haberleşiriz dilekleriyle..
1 ay geçmedi..
Ömrü, o çok istediği kongreyi, çok sevdiği İzmir'inde, istediği şekilde yapmaya da vefa etmedi!
Hayat ne kısa! ve ölüm ne keskin aslında!
Hep sonraki günü, haftayı, ayı hatta yılı düşünerek, birşeyler planlayarak, bugünü unutup, gözlerimizi geleceğe kilitleyerek yaşıyoruz her anı. Ama bir an geliyor, ve o son an oluyor.. sonrası, tekrarı, başka seferi olmayan bir "son" an!
Tek, yalnız, ürkütücü, soğuk!
Bir tek saniye içinde değişiyor insan hayatında her şey..
Bizse hala, her şeyi planlayarak, ince ince hesaplayarak yaşamaya meyilli devam ediyoruz bilinmezlik içindeki hayatlarımıza.
O son cümle ve o heyecanla bakışları aklımdan gitmiyor.
...
21 June 2014
18 June 2014
Yıl 2014. Cumhurbaşkanı adayı?!!!
Gerçekten başka kimse kalmamış mıydı da, ulusalcılık-özgürlükçülük kutuplaşmalarının tamamen dışında olmasına rağmen, partinin en temel ilkesine aykırı, siyasal islamcı bir adayı önerebildi CHP?!
Hayretler içerisinde izliyorum günlerdir yapılan konuşmaları, açıklamaları, tepkileri.. Anlamak, idrak etmek, çözümlemek, mantık çerçevesinde bir yere oturtmak zor! Erdoğan'ın karşısına güçlü ve onun oylarını bölecek bir adayla çıkılması gibi bir fikirden hareket edilmiş herhalde diye düşünüyorum, ama bu kadar mı çözümsüz bir durumda mı kalındı da taban tabana karşıt olunan bir fikre inanan, yıllarını, eğitimini, hayatını buna vakfetmiş bir adayda karar kılındı?
Neresinden baksam, olmuyor maalesef. Anlayamıyorum bu seçimi, bu kararın tek başına, herkesin tepkisine rağmen alınmasını, başka oyları böleceğim diye kendi tabanını bu kadar bölünme durumuna getirmeyi.. .
Anlamayan ben miyim sadece?!
Hayretler içerisinde izliyorum günlerdir yapılan konuşmaları, açıklamaları, tepkileri.. Anlamak, idrak etmek, çözümlemek, mantık çerçevesinde bir yere oturtmak zor! Erdoğan'ın karşısına güçlü ve onun oylarını bölecek bir adayla çıkılması gibi bir fikirden hareket edilmiş herhalde diye düşünüyorum, ama bu kadar mı çözümsüz bir durumda mı kalındı da taban tabana karşıt olunan bir fikre inanan, yıllarını, eğitimini, hayatını buna vakfetmiş bir adayda karar kılındı?
Neresinden baksam, olmuyor maalesef. Anlayamıyorum bu seçimi, bu kararın tek başına, herkesin tepkisine rağmen alınmasını, başka oyları böleceğim diye kendi tabanını bu kadar bölünme durumuna getirmeyi.. .
Anlamayan ben miyim sadece?!
15 June 2014
Demişim ki;
Ufak tefek cümleler, kelimeler, mekanlar, temaslar var akılda kalan, yüreğe dokunan. Hem inciten hem gülümseten.. hem içimi sızlatan, yüreğimi sıkıştıran, hem sızıyı hafifleten..
Tarifsiz kaldım galiba, kendime en çok da...
Sustum bugünlerde.. Konuşmuyorum!
***
Biraz kendimle kalıp, susup, aynı şarkıyı onlarca kez peşpeşe çalarken içten içe kendimi dinledim son günlerde. Zihnimde dönüp durdu; yıllar öncesinden bir tanışma günü, bir yüzük, bir not, "keşke"lerle dolu bir gece... sakladığım yerden çıkarıp yeniden okuduğum, bir iki gün sonrasına tarihli bir yazı.. sonrasında karşılaşmalar, anlar, bakışlar.. yıllar...
Biraz kadercilik mi bunun adı bilmiyorum ama bir şeyin yaşanması gerekiyorsa insanın hayatında, yaşanıyor mutlaka! Sen istediğin kadar karşı çık, olmaz de, asla de, mümkün değil diye düşün aklınla..yüreğinde bir yerde bir "keşke" kalıyorsa, bir gün gelip önüne çıkıveriyor umulmadık bir yerde ve anda. (Hem de anlamlandırması zor bir zaman tesadüfüyle :) Yıllar önce, içten içe beklentisiz olmasını kabullenemediğin için hayır dediğin, "asla" dediğin, bir "keşke"yle içine sakladığın bir şeye, artık sen de beklentilerden vazgeçtiğin için karşı çıkamıyorsun, çıkmıyorsun. Hem de farkında olarak, bilerek, isteyerek, öyle olmasını seçerek! Pişmanlıklara yer olmadan, yine aynı şekilde gelişse her şey, yine aynı seçimi yapacağının farkına vararak!
Hayattaki en büyük pişmanlıklarımın aslında o "keşke"lerde ve beklentilerde saklı olduğunu artık bildiğimden belki de... kendime kızmaktan vazgeçtim, kendimle barıştım yeniden!
Şimdi geriye sadece.. beklentisiz zamanlar kalıyor..
Ufak tefek cümleler, kelimeler, mekanlar, temaslar var akılda kalan, yüreğe dokunan. Hem inciten hem gülümseten.. hem içimi sızlatan, yüreğimi sıkıştıran, hem sızıyı hafifleten..
Tarifsiz kaldım galiba, kendime en çok da...
Sustum bugünlerde.. Konuşmuyorum!
***
Biraz kendimle kalıp, susup, aynı şarkıyı onlarca kez peşpeşe çalarken içten içe kendimi dinledim son günlerde. Zihnimde dönüp durdu; yıllar öncesinden bir tanışma günü, bir yüzük, bir not, "keşke"lerle dolu bir gece... sakladığım yerden çıkarıp yeniden okuduğum, bir iki gün sonrasına tarihli bir yazı.. sonrasında karşılaşmalar, anlar, bakışlar.. yıllar...
Biraz kadercilik mi bunun adı bilmiyorum ama bir şeyin yaşanması gerekiyorsa insanın hayatında, yaşanıyor mutlaka! Sen istediğin kadar karşı çık, olmaz de, asla de, mümkün değil diye düşün aklınla..yüreğinde bir yerde bir "keşke" kalıyorsa, bir gün gelip önüne çıkıveriyor umulmadık bir yerde ve anda. (Hem de anlamlandırması zor bir zaman tesadüfüyle :) Yıllar önce, içten içe beklentisiz olmasını kabullenemediğin için hayır dediğin, "asla" dediğin, bir "keşke"yle içine sakladığın bir şeye, artık sen de beklentilerden vazgeçtiğin için karşı çıkamıyorsun, çıkmıyorsun. Hem de farkında olarak, bilerek, isteyerek, öyle olmasını seçerek! Pişmanlıklara yer olmadan, yine aynı şekilde gelişse her şey, yine aynı seçimi yapacağının farkına vararak!
Hayattaki en büyük pişmanlıklarımın aslında o "keşke"lerde ve beklentilerde saklı olduğunu artık bildiğimden belki de... kendime kızmaktan vazgeçtim, kendimle barıştım yeniden!
Şimdi geriye sadece.. beklentisiz zamanlar kalıyor..
10 June 2014
"Çelişki"
Hem anlatması zor! Anlaması, bazen düşünmesi dahi hatta, kendi kendime bile... Ağır geliyor..
Hem de dayanılmaz bir hafiflik var içimde aynı anda, mutluyum da aslında!
"Çelişki" dediğimiz şey hep görmezden gelinemeyecek bir yerinde oldu hayatımın. Benim için çok önemli olan anlar, hissiyatlar hep bir çelişki yumağının içinde kaldı eskiden beri. Yine değişmedi, yine kocaman bir çelişki halimle başbaşayım ben!
Ufak tefek cümleler, kelimeler, mekanlar, temaslar var akılda kalan, yüreğe dokunan. Hem inciten hem gülümseten.. hem içimi sızlatan, yüreğimi sıkıştıran, hem sızıyı hafifleten..
Tarifsiz kaldım galiba, kendime en çok da...
Sustum bugünlerde.. Konuşmuyorum!
Hem de dayanılmaz bir hafiflik var içimde aynı anda, mutluyum da aslında!
"Çelişki" dediğimiz şey hep görmezden gelinemeyecek bir yerinde oldu hayatımın. Benim için çok önemli olan anlar, hissiyatlar hep bir çelişki yumağının içinde kaldı eskiden beri. Yine değişmedi, yine kocaman bir çelişki halimle başbaşayım ben!
Ufak tefek cümleler, kelimeler, mekanlar, temaslar var akılda kalan, yüreğe dokunan. Hem inciten hem gülümseten.. hem içimi sızlatan, yüreğimi sıkıştıran, hem sızıyı hafifleten..
Tarifsiz kaldım galiba, kendime en çok da...
Sustum bugünlerde.. Konuşmuyorum!
Subscribe to:
Posts (Atom)