30 November 2007

gitmeye cesaret etmek zor bir karardı.. ama gidiyorum! :)

Uzun süreli bir seçim bu hayatımda. Çok zamandır dönüp durup, kendine yön çizmeye, yol bulmaya çalışıyor zihnimde-düşüncemde-hissettiklerimde-sezdiklerimde-inandıklarımda-hayatımın her bir köşesinde. Ama son günlerde daha derin-karışık-ağır bir konu oluverdi.

"Ben doğru bir yerde duruyorum, doğru bir yol bu seçtiğim-seçiyor olduğum" hissindeydim ta en başından beri ama bir yerde birileri "ya olmazsa, ya yanlışsa, ya pişmanlık gelirse.." mefhumunu yüklediler kalbime -belki isteyerek, belki farkında olmadan.
Şüphe kelimeleri yer ettiler kendilerine zihnimde.
İçimdeki ses "istediğim bu, inandığım bu" diye haykırırken, şüphe kelimeleri susturmaya çalıştılar onu. Başaramadılar belki ama bulandırdılar bendeki berraklığı.

Birkaç gün emin olamadım; doğru olduğuna inanıyorum ama acaba...??, dediğim, kendimi sorguladığım zamanların içinden geçtim. Konuştum birileriyle, ama ondan da yoruldum. Herkes birşey söyledi, bende hepsi bir araya gelip karıştı.

İçimde seçtiğimin doğruluğuna dair inancım ama zihnimde kocaman bir bulanıklıkla yürüdüm İstiklal boyunca ve Asmalımescit'e kadar uzandı yolum. Sonra Sefahat'e gittim, bara oturdum, bir votka limon söyledim. Defterimi açıp, doğumgünü yazımı çıkardım içinden. Önce yazıyı okudum. İçimi ferahlattı yazdıklarım, dilediklerim. Sonra o ferahlıkla, zihnimi boşaltıp + / - cümleleri yazdım deftere. Artılarım baskın çıktı, eksilere. Yine de içim ferah olamamışken bir otobüs durağında bir reklam panosu bana karar verdirdi -ya da aslında içimdeki kararın netliğini farkettirdi.
Nokia reklamının tepesinde tek bir cümle vardı :
"Doğru olduğunu hissettiğinde, sakın vazgeçme!"

Sonunda susturdum bütün diğer sesleri. Adımlarımı attım, artık geri dönüşü yok. Geri dönmek istemiyorum ama zaten.
Kendime ait sebeplerim var; bir kısmı anlatılabilen, bir kısmı hep bende kalmaya mahkum.
Ben huzurluyum, ferahım. Değişen-ben'e ayak uydurma, yaşamımı yeni baştan yazma dürtüsü yüklü yüreğime, içimde gitmek dürtüsü var. Gidiyorum.

2 comments:

Butterfly said...

Buket Uzuner diyor ki, gitmek gerek ama herkes gidemez, en çok çingene yürekliler gider! Gidenler geri donuş yolunu da açık bırakarak gitmeliler unutma.. Yolun ve yolculugun açık olsun sevgıler

Unknown said...

Git-me Kal

git-me kal dedim
ama sen meşguldün
gidiyordun..
yanımda ol dedim
sen gidiyordun..
beni bırakma
sev dedim
takmadın kafana
ve çekip gittin..
senle olan
yarımı kokladım
sen yokken
ellerimi sürdüm göğsüme
en son senin ellerin
kokuyordu
ve en son senin
ellerin değdi
göğsüme
ellerime..

şimdi yırtarken
eski fotoğrafları
tam orta
yerinden-
seni bana bıraktım
kendimi
yırtıp attım...

İstanbul

Özgür Deniz