Sonra öğrendim. Geceyi, 03:02'yi, 45 saniyelik sarsıntıyı, çöken binaları, göçükleri, ölenleri, yıkıntılar altında kalan insanları... Benim yakınlarıma birşey olmamıştı belki ama dünya değişti o gün. Bir kız vardı tatilde, orda tanıştığım. Adapazarı'ndan.. Telefonla öğrendi bütün ailesini kaybettiğini, hayatta artık yapayalnız kaldığını... Oradaydım, gördüm çöktüğünü, bir salise içinde ruhunun çekildiğini... Çığlıklarını bugün bile hatırlıyorum. Benim hissettiğim yıkım hissi onunkinin yanında sadece bir toz zerresiydi. Binlerce insan öldü orda, binlercesi yaralandı, travmalar atlattı. Binlercesi ailesini, arkadaşlarını kaybetti. Yokoldu!
Bugün, "unutmadık" diyoruz ya hep beraber, unuttuk aslında! Çoktaaann unuttuk. Bir tanıdığın vefat tarihi gibi hatırlıyoruz o günü, her sene 17 Ağustos'ta "unutmadık" cümleleriyle.. Sonra, 18 Ağustos'tan, sonraki senenin 16 Ağustos'una kadar da çıkarıyoruz aklımızdan. Hiçbirimiz o günü hatırlamıyoruz. Hiçbirimiz senede bir gün söylenen unutmadık'lar dışında hiçbir şey yapmıyoruz. Ne kendimiz, ne başkaları için... Hala depreme karşı korunmasız evlerde oturuyoruz, hala tekrar böyle bir gün olduğunda ne yapacağımıza, ne yapmamız gerektiğine dair bir fikrimiz yok, hatta o gün gelmeden önce depremden korunmak için ne yapabileceğimizi, elimizden ne geleceğini, nerde, hangi dernekte hangi kurumda platformda nasıl bir işe yarayabileceğimizi bile araştırmış değiliz.
Biz maalesef... sadece "unutmuyoruz"!
O kadar!
No comments:
Post a Comment