Çok zaman olmuştu gün aydınlığının karanlığı dağıttığı anlara denk gelmemiştim.
Keyifli bir rakı sofrasında başlayan geceyi, sonsuz keyifte bir sohbetle açık havada devam ettirdik ve kendimizi yıldızlara bakıp, sonra da sabahı karşılarken bulduk.
Öyle çok şey konuştuk, öyle çok şey paylaştık ki birbirimizle -ve aynı anda kendimizle de-... Ben kendi adıma çok şey düşünür oldum birkaç gündür; çok şeyi basitleştirmeye, çok şeyi anlamlandırmaya çalışır gibi..
Gecenin bir yerinde dedim ki
"Ben bugüne dek iş hayatım dışındaki her kararımı mantık çerçevesinde değil, hissettiklerimle verdim. En çok canımı acıtan dahil hiçbirinden pişmanlık duymadım, duymuyorum."
O andan itibaren farkettim ki, (hafiften bir sarhoşluk etkisiyle) cümleyi öyle kurmamışım aslında, gerçekten içimde olan bu. Hissettiğim, beni yönelten, hayatımı şekillendiren... .
Seçimlerim, adımlarım bazen yanlış, bazen doğru oluyor.. Bazıları hiç beklenmedik, hiç düşünülmeyen, anlık seçimler, bazıları günlerce haftalarca düşünülen, yanlışlığını bilsem de umursamadığım, hissettiklerimi dinlediğim seçimler..
Bunların bazıları beni kötü biri mi yapıyor, bilmiyoum; düşünüyorum bazen bunu ama emin olamıyorum. İyi olmak mı önemli hayatta, yoksa hissettiklerini yoksaymamak mı; onu da bilmiyorum..
Bu cümleyi kurduğum akşam bir dönüm noktası gibi oldu bir anda..
Çok şeyi düşünmeye başladım birden..
Ben bugünlerde kendimle uğraşmaya başladım!
No comments:
Post a Comment